“Hazret-i Resul aleyhisselam zamanına yakın, Bayat boyundan, Korkut Ata derler bir er çıktı. Oğuzun tamam bilicisiydi… Korkut Ata, Oğuz kavminin müşkülünü hallederdi. Her ne iş olsa Korkut Ata’ya danışmayınca işlemezlerdi. Her ne kim buyursa, kabul ederlerdi.”
İstişare etmek, danışmak, peygamber efendimizin mühim sünnetlerinden biridir. Peygamber efendimizin bütün hayatı, bunun örnekleriyle doludur. Kur’an-ı Kerim’de 42. Sure, Şura suresidir. Şura, danışmak demektir. Bu surede iyi kimseler övülürken: “… Onlar, istişare ederek iş yaparlar.”
Hazret-i Musa’nın ümmetinden biri, otuz sene, sürekli, ibadet eder. Bu sırada bir bulut kendisini gölgelerdi. Bir gün bulut gelmez olur, adam güneşte kalır. Akşam olunca, durumu annesine anlatır. Annesi oğlum, muhakkak bir günah işlemişsindir, yoksa bulut gitmezdi, diye karşılık verir. Adam hayır, günah işlemedim, aralıks
Seni arıyorum gözlerimde parlayan ışıkların huzmesinde. Yaprakların damarları arasında seni arıyorum. Serin serin akan deli çağlayanların her köpüğünde bir hayat iksirinin peşindeyim yıllardır. Hayallerin tüken
Ermeni katliamından 150 kişi kaçıp 30 ferdi ile kurtulabilen Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin mübarek oğlu, Kadıköy müftüsü Ahmet Mekki Efendi anlatıyor: “Ermeniler çok Müslüman kestiler o zaman. Hicret ederken gencecik kadınlar, çocuklar yürüyorlar. Dinlenmek yok, arkadan Ermeniler kovalıyor. Kadınla
Kırda dolaşan bir adamın ayağını köpek ısırdı. Adamcağız acısından bütün gece uyuyamadı. Adamın küçük kızı babasının haline acıyarak: "Babacığım, senin dişin yok muydu? Sen de onun ayağını ısırsaydın!" dedi. Adamcağız, ayağının acısını unutarak, ağlarken gülümsedi: "A benim güzel kızım, elbet ben
Bağımlılık, ilgisizliğin ve sevgisizliğin neden olduğu bir girdaptır. Dönüşü olmayan bir yoldur. Yalnızlığın, sahipsizliğin ve çaresizliğin adıdır. Bağımlılık, bakmaya bile kıyamadığımız yavrularımızı kendi ellerimizle canavarların insafına terk etmektir. Bağımlılık, esarettir. Başkalarını
“Her nefeste eyledik yüz bin günah/ Bir günaha etmedik hiçbir gün ah”
Bir hırsız, geceleri at çalıp satardı. Ömrünü böyle heba ederdi. Bir defasında da, bulunduğu şehrin en büyük alimi ve evliyasının atını çalmak için ahırına girmişti. Tam atı çözüp götüreceği sırada, iki nur yü
Kalp, vücudumuza kan pompalayan organımızdır. Arapçadan dilimize giren kalp kelimesinin Türkçedeki karşılığı, yürektir. Kelimenin bunun yanında, sürekli dönen, değişen, halden hale geçen, sahte, bozuk gibi anlamları da vardır. Bizim asıl konumuz ise mecaz olarak manevi bir kuvvet olan kalbimiz, yani gönül dünyamızdır.
Öğretmen camiası olarak, tarifsiz bir acıyla son yolculuğuna uğurladığımız Fatma Nur öğretmenin ardından yaşadığımız en yoğun duygu, sahipsizliktir. Eğitimin bütün yükünü ve her türlü sorumluluğu taşıyan öğretmenlerin ve okul idarelerinin ne kendini, ne de öğrencisini korumak için neredeyse hiçbir yetki ve i