“Sen ki miraç eyleyüp kıldın niyaz
Ümmetin miracını kıldım namaz”
Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye, kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir(İsra1) “Mirac, aklın bittiği, imanın başladığı yerdir. İman, Allahü Teala’nın kullarına ihsan ettiği en büyük nimettir. İmanı olanlar, sevinçten oynasalar, yeridir.”
Bazı imansızlar, öteki dünyaya gidip de gelen mi var, Cennet’i Cehennem’i gören mi var, diye sorarlar ya, evet, var efendim; gidip de gelen var. Hayatında hiç yalan söylememiş olan güzeller güzeli peygamber efendimiz var. Bugün inanmayanlar, o gün olsa yine inanmazlardı. Zira “İyiliğe elverişli olmayan kimse/İstifade edemez Peygamberi de görse.” buyurulmuştur. Hatta Peygamber efendimiz, Ümmühani’ye Miraç’ı anlatınca, (Aman kimseye anlatma, kimse inanmaz ve inananlar da vazgeçer) dedi. Halbuki miraç, müminlere bayram oldu.
Müşrikler önce Hazreti Ebubekir Sıddık’ı çağırıp, Mekke’den Kudüs’e ne kadar zamanda gidilebileceğini sordular. Üç aylık yoldur, buyurdu. Ama senin peygamberin bir gecede gidip geldiğini söylüyor, dediler. Hazreti Ebubekir hiç tereddüt etmeden: “O söylüyorsa doğrudur, Ya Rasulallah, Miracınız mübarek olsun!” buyurdu. Bu sefer de, Mescid-i Aksa’nın kaç kapısı, kaç penceresi olduğunu sordular. Sevgililer sevgilisi sabırla, tek tek anlattı, fakat yine iman etmediler. Çünkü niyetleri kötüydü, nasipsizdiler.
Allahü Teala’nın habibi bir ay kadar Taiflilere İslamiyet’i anlattılar. Hiç kimse iman etmedi. Alay ettiler, çocuklara taşlattılar, çok eziyetler ettiler. Gece amcasının kızı Ümmühani’nin evine geldi. Ümmühani, önceden haber verseydiniz yiyecek bir şeyler hazırlardım, yedirecek bir şeyim yok, dedi. Peygamber efendimiz, yiyecek içecek gözümde yok, Rabbime ibadet edecek bir yer bana yeter, buyurdu. Nmazını kılıp oracıkta uyudu. Allahü Teala, Cebrail aleyhisselama, Habibimin mübarek kalbi çok incindi, onu ben teselli edeceğim, git Habibimi bana getir, buyurdu. Cebrail aleyhisselam gelince kutlu nebiyi uyur gördü. Uyandırmaya kıyamadı. Mübarek ayağının altını öptü. Öylece uyandı. Önce, Mescid-i Aksa’ya geldi, Sonra göklere çıktılar. Allahü Teâlâ’yı bilinemeyen, anlaşılamayan şekilde, zamansız, mekansız ve cihetsiz olarak gördü. Harfsiz ve kelimesiz olarak konuştu. Mi’rac’ın Mescid-i Haram’dan, Mescid-i Aksa’ya kadar olan kısmı ayetle sabit olduğundan, inanmayan kafir olur. Mescid-i Aksa’dan sonrası ise mütevatir hadislerle sabit olup, kabul etmeyen dört mezhebin dışında sapık bir yola girmiş olur. Miraç’ta akıl durdu, zaman durdu, her şey durdu, iman başladı. Miraç, imandır. Peygamber efendimizin hiç yalan söylemediğini müşrikler de biliyordu. İnkar için bahane arıyorlardı.
Miraç, merdiven, yani yükselmek demektir. Secdeden yıldızlara tırmanan bir merdivendir miraç. Yaradanla buluşmadır, vuslattır. Peygamber efendimiz Miraçta cenneti alaya gitti. Cennet’te nasıl olduğu anlaşılamayan ve anlatılamayan bir şekilde Allahü Tealayı gördü, konuştu. Mü’minler de Cennet’te öyle göreceklerdir. Süleyman Çelebi’nin tabiriyle: “Aşikare gördü Rabbü’l izzeti/Ahirette öyle görür ümmeti.” Ve bu şereften pay almaları için Allahü Teala bu gecede mü’minlere namazı hediye etmiştir. Namaz, tıpkı miraç gibi, aşıkların sevgiliyle buluşmasına vesile olmaktadır. Namaz olmasaydı sevgilinin yüzündeki örtüyü kim kaldırabilirdi. Namazsız gönüller nasıl ferah bulurdu. Namaz kılmayan, Miraç’tan ve vuslattan mahrumdur. Miraç namazdır, bu yüzden Miraç Kandili namaz kılınarak idrak edilir.

Yüreğine sağlık kalemi zihni iman kokan kardeşim ✋