İdris İSPİRLIOĞLU
Yılda bir kurban keserler halkı alem ıyd için
Dem be dem saat be saat men senin kurbanınam”
Allahü teala İbrahim aleyhisselama adağını hatırlatarak oğlu İsmail’i kurban etmesini vahyetmişti. Her şeyini Allah için feda eden İbrahim Halilullah, terettüt bile etmeden vazifeye koyuldu. Şeytan ne kadar vesvese verdiyse, ne İbrahim aleyhiseiamı, ne Hacer annemizi, ne de kurbanlık İsmail’i yolundan döndürebilmişti. Hatta minik İsmail, bıçak boynunda iken; baba, oğul feda eylemek senden, can feda eylemek benden, diyerek babasını cesaretlendiriyordu. Benzer bir hadise de peygamber efendimizin mübarek babaları Abdullah için yaşanmıştı. Bunun için Sevgililer sevgilisi: “Ben, iki kurbanlığın oğluyum.” buyurmuşlardır.
Bin dört yüz yıldan beri, ben iki kurbanlığın oğluyum diyen peygamberin ümmeti gönüllü olarak O'nun yolunda kurban olmak için can atmaktadır. Bunun tek nedeni akılları baştan Allahu tealaya ve onun Rasülüne duyulan sınırsız aşktı. Annem babam, canım sana feda olsun diye başlayan Şanlı Bedir’le başladı büyük destanlar serisi. En önde güzeller güzeli, nebiler nebisi. Ardından gazalar serisi. Ve vuslat muştusu. Yaşatmak can vermek ve ölümsüzlük şerbetinden bir yudum içmek asırlarca süren kutlu mücadele. Ötelerden gelen davetin peşinde deli taylar gibi koşturma. Kıldan ince köprüleri uçarak geçme neşesi. Şahadet şerbeti ve yârin aguşunda uyanma iştiyakı. İşte at, işte meydan. Nerede şahı merdan?
Yunus bir düşle yandı. Sırrını ifşa etti. Asırlara yana yana yürüdü. Mecnun Leyla’nın saçına takılı kaldı. Benim feryadımı duysaydı eğer, kendini unutur bana ağlardı. Mecnun’un ayağını kanatan dikenler, benim çöle dönen gönlümün dikenleriydi. Gözü kapalı düştüğü sahranın gönlümün ateşten kavrulan çölü olduğunu Mecnun nerden bilecekti. Geceyi aydınlatan ışığın yürek yangınım olduğunu Leyla kimden öğrenecekti. Beni ağlatan ne ölüm, ne de cehennem korkusu oldu. Gözlerimdeki çağlayanın sebebi sensin ey yar. Senin ayrılığındır. Narı hicranını gören münkir o anda imana gelir. Lakin o göz nerede, bu ateş nerede. Bilirim senin kabahatin yoktur. Yollarımı kesen canavar, içimdeki heyuladır. Bana ne geldiyse, yine kendimden geldi. İnşirah yine yardan geldi.
Biz senin yoluna kurban olmak için girdik, ahdimiz var ey sevgililer sevgilisi! On dört asırdır zalimlerin kabusu olan büyük davan için girdik. Biz Halil İbrahim milletindeniz, senin kardeşleriniz ey güzeller güzeli. Bezmi elestten beri senin aşkınla çarpar sinelerimiz. Bu yolda can ve dil endişesini çoktan unuttuk. Kelle koltukta meydana çıktık. Bir güzel Canan için, fedayı can etmek için geldik. Üzerimize ateş yağdırsalar da yağmur gibi. Çağın Nemrutlarının ateşinde gülistan olmak için geldik. Gönüller yakan gül-i handan için geldik. Cayır cayır yanarken bütün bir insanlık, minik ağzında su taşıyan karıncan olmak için girdik. Zalimlerin zulmü dünyayı tutar, feryadımız arz u semaya çıkar. Biz bu meydana yeniden mazluma eman olmak için girdik.
