Bağımlılık, ilgisizliğin ve sevgisizliğin neden olduğu bir girdaptır. Dönüşü olmayan bir yoldur. Yalnızlığın, sahipsizliğin ve çaresizliğin adıdır. Bağımlılık, bakmaya bile kıyamadığımız yavrularımızı kendi ellerimizle canavarların insafına terk etmektir. Bağımlılık, esarettir. Başkalarının kontrolüne, tahakkümüne girmektir bağımlılık. Bağımlılık, özgürlüğünü kaybetmek, uzaktan kumandalı bir oyuncak gibi, onun bunun elinde kırılıp dökülmek demektir. Yavrularımız ve geleceğimiz için en büyük tehlike, bağımlılıktır.
Bağımlılık, modern köleliktir. İnsanı ve insanlığı sömürmenin modern adıdır bağımlılık. Sömürmek ve işi bitince bir kenara atmak, vahşi batının hiç değişmeyen zenginleşme yöntemidir. İnsanları bağımlı hale getirmek, onları köleleştirmeyle eşdeğerdir. Mankurtlar, haşhaşiler, teröristler zihnen bağımlı hale getirilip köleleştirilen ve anasını-babasını bile tanımayan zavallılardır. Kölelik bitmedi beyler, yalnızca şekil değiştirdi. Eskiden köleler, köle olduğunun farkında idi. Köle olduğunu bilmeyen köleler artıyor günden güne. Dünün köleleri kadar hürriyete sahip olmayan özgür nesiller(!) türedi maalesef.
Bağımlılık türlü türlüdür. Kumar, sigara, alkol, uyuşturucu, her türlü madde ve teknoloji bağımlılığı, dizi dizi filimler… hep bağımlılık örnekleridir. Bağımlılık, baş belası bir terördür. Esrar, eroin, kokain ve ecstacy'ye verilen her kuruş, evlatlarımızın yoluna döşenen mayın, göğsüne sıkılan kurşundur. Bağımlılık, gençlerimizin ve geleceğimizin kabusudur. En yüksek risk, ergenlik çağındadır.
Bağımlılığı önlemenin tek yolu, çocuklarımızı milli ve manevi değerlerimizle büyütmek ve geleneksel aile yapımızı korumaktır. Bu yüzden bağımlılık, milli ve manevi değerlerimizin en büyük düşmanıdır. “Çok değil, 15-20 sene içinde insanlar canlı kukla haline gelecek. Bu nesil son bağımsız nesildir. Bizden sonraki insanlar, artık bağımsız olarak yaşayamayacak. İnsanlığı teknolojiye hakim küçük bir grup idare edecek. İnsanlar bağımsız düşünme yeteneklerini kaybedecek. Bizler hâlâ cep telefonumuzun ‘hack’lenmesinden, kişisel verilerimizin başkalarının eline geçmesinden korkuyoruz. Artık bu geride kaldı. Artık beyinlerimiz ‘hack’lenmeye başlandı. Beyin dalgaları, biyometrik sensörlerle elektrik akımına çevrilerek analiz ediliyor. Bizim ne düşüneceğimizi, birini gördüğünüzde ne tepki vereceğimizi anlamaya başladılar. Biz teknoloji kullanmasak bile etrafınızdaki insanların telefonlarıyla takip edilebileceğiz. Ne yapacağımıza, ne yiyip ne içeceğimize bile bu teknolojinin sahipleri karar verecek. Şu an yaşayan insanlar, son bağımsız insan topluluğu olacak. Önlem alınmazsa bundan sonra bizim çocuklarımız bağımsız olamayacak.” Bu konuda en büyük görev, aile ve eğitim kurumlarına düşmektedir. Maalesef her iki kurum da gitgide zayıflayarak etkisini ve işlevini kaybediyor. Anne babayı ve öğretmenleri pasifize eden yasa ve uygulamalar felaketin habercisidir. Aile, okul, cami, gençlik ve kültür merkezleri yetişme çağındaki çocuklarımızın bedeni, zihni ve ruhi gelişimleri için planlı ve koordineli bir şekilde çalışmalı, çocuklarımız emin ellerde en güzel bir şekilde yetiştirilmelidir.
Büyük olsun küçük olsun, insanın en büyük ihtiyacı, sevme ve sevilme ihtiyacıdır. Çocuklarımızı, bağımlılık yoluyla, acımasız küresel zombilerin tuzağına iten en büyük nedenler ailelerin dağılması ve birçok ailenin bilgisiz ya da ilgisizliği nedeniyle çocukların sevgisiz kalması, böylece bunalıma sürüklenmesidir. Hak ettiği sevgiyi bulamayan ve sosyalleşemeyen çocuklar, sevgi ve mutluluğu başka yerlerde aramakta; sokak avcılarının uyuşturucu baronlarının ve dijital/sanal avcıların tuzaklarına düşmektedirler. Zira insanoğlu sevip sevilmedikçe asla mutlu olamaz. Yeni çağın bu korkunç terörüyle mücadele edebilmenin tek yolu imanımızı, milli ve manevi değerlerimizi ve hepsinden önemlisi de tam bir mutluluk kaynağı olan ailemizi korumaktan geçiyor. Sıcacık ve sevgi dolu aile yuvasını, akrabalık ve komşuluk bağlarını kaybeden ve değerlerinden uzaklaşan yavrular, kuşa kurda yem olmaya mahkumdur.
