Nurbay USTA/ ARTVİN
İstanbul’da, Şavşat Dernekleri Federasyonu (ŞAVŞAT-FED) öncülüğünde düzenlenen “Şavşat doğasına sahip çıkıyor” etkinliği, doğa talanına karşı güçlü mesajların verildiği geniş katılımlı bir buluşmaya sahne oldu. Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, Şavşat’ta planlanan HES, RES ve madencilik projelerine tepki öne çıktı.
Salonun dolup taştığı programda, konuşmaların yanı sıra Anadolu Ateşi dans gösterisi sergiledi, Selçuk Balcı ise sahne alarak katılımcılara müzik dinletisi sundu.

“Cittaslow unvanı doğa korunursa anlam taşır”
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan ŞAVŞAT-FED Başkanı Mustafa Faruk Altun, federasyonun yalnızca bir sivil toplum kuruluşu olmadığını, aynı zamanda Karadeniz’de yıllardır süren doğa mücadelesinin bir parçası olduğunu vurguladı.
Şavşat’ın Cittaslow unvanına sahip 23 kentten biri olduğunu hatırlatan Altun, bu unvanın ancak doğanın korunmasıyla anlamlı olacağını belirterek, “Temiz hava, temiz su ve korunmuş doğa olmazsa bu unvanın bir değeri kalmaz” dedi.
“HES projeleri rant projesine dönüştü”
Şavşat’ta yıllardır gündemde olan hidroelektrik santral projelerine değinen Altun, mahkeme kararlarına rağmen projelerin yeniden gündeme getirildiğini ifade etti. 26 köyün içme suyu kaynağı olan Bilbilan Karagöl’ün HES projelerine su sağlamak amacıyla hedef alındığını belirten Altun, “Bir gölün suyunu çekip HES’e vermek doğaya ve bilime ihanettir” dedi.

“RES projeleri yaylaları tehdit ediyor”
Rüzgâr enerji santrali (RES) projelerine de tepki gösteren Altun, 13 türbinlik planlamanın geniş bir alanı kapsadığını ve yaylalar ile meraların şirketlere tahsis edilmek istendiğini dile getirdi. Projelerin bilimsel verilerden yoksun hazırlandığını savunan Altun, sahada yeniden keşif yapılacağını hatırlatarak katılım çağrısında bulundu.
Orman kesimlerine tepki
Şavşat’ta son yıllarda artan ağaç kesimlerine de değinen Altun, “zararlı böcek” gerekçesiyle başlatılan kesimlerin sağlıklı ormanları da kapsadığını söyledi. Geçmişte bölgede biyolojik mücadele yürüten laboratuvarların kapatıldığını hatırlatan Altun, mevcut uygulamaların doğa üzerinde geri dönülmez zararlar oluşturduğunu ifade etti.
Maden ve taş ocakları uyarısı
Şavşat’ın önemli bir bölümünün maden sahası ilan edildiğine dikkat çeken Altun, özellikle Bazgiret, Meydancık ve Meşeli bölgelerinde yürütülen çalışmaların içme suyu kaynaklarını tehdit ettiğini söyledi. “Doğanın kalbine dinamit yerleştiriliyor” diyen Altun, doğa mücadelesinin ülke genelindeki diğer direnişlerle ortaklaştığını vurguladı.
Konuşmasında, doğa mücadelesinde hayatını kaybeden Metin Lokumcu ve Reşit Kibar’ı anan Altun, doğa savunucularına yönelik baskılara da dikkat çekti.
“Doğa ve emek mücadelesi birlikte yürütülmeli”
Programda söz alan İskender Bayhan, Alper Taş ve Arzu Çerkezoğlu da doğa ile emek mücadelesinin birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, Şavşat’ın doğasıyla kurdukları bağı anlatarak, “Bu topraklar bizi hem hayata hem de mücadeleye bağladı” dedi. Alper Taş ise doğa ve emek sömürüsünün birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti. İskender Bayhan da Şavşat’ta planlanan projelerin ciddi riskler barındırdığını belirterek, dayanışma çağrısında bulundu.
Sanatla tamamlanan gece
Konuşmaların ardından sahne alan Anadolu Ateşi’nin dans gösterileri ve Selçuk Balcı’nın türküleriyle etkinlik sona erdi.
Etkinlikte ortak mesaj ise netti:
“Bu bir kalkınma değil, doğanın ve yaşamın sermayeye devridir.”
