Bedenimizin en üst kısmında Karpuz taşımıyoruz, orda dünyayı gördüğümüz, çevremizdeki sesleri duyduğumuz, bedenimizi beslediğimiz, üst kısmında kafes içinde yerleşmiş bir beyin var.
Yanı vücudumuzun üst kısmı kafa başka deyimle Başımız orada. Tabii herkes için bu organlar çalışır durumda değil. Engelli kardeşlerimi bunun dışına tutuyorum. Onlar bizlerin bir parçası.
Ama engelli olmayan, sadece Cevize benzer bir maddenin bazı insanlarda çalışmadığını gördüm.
Niye bu yazı:
Malum çay sezonu başladı. Bayram sonrasında üretici de, yabancı işçi de, Çay motorları ile çay bahçelerine girdi. Herkes bir an önce bitirmenin derdinde.
Bölgemizde 10 bine yakın yabancı işçi çay bahçesine girmeye başladı. Üreticilerimizin çoğunluğu devlet memuru gibi, yan gelip para kazanmak derdinde. Hani BAHİS oyunları var ya, bu bunun başka bir versiyonu gibi.
Çay motorları ile bir işçi günde 600 ile 800 kilo arasında çay toplayabiliyor. Eskiden elle bir kişi 50 ile en fazla 100 kilo çay hasadı yapardı. Sonra makas çıktı. Bu rakam 100 ile 200 kilo arasında değişti. Tabii o zaman çaykur günde 6 bin 600 ton çay işleme kapasitesine sahip idi. Kurum birçok fabrikasını revize etmesi ile İkizdere ve Çamlıhemşin de yeni fabrikalar açtı. Günlük işleme kapasitesi 9 bin 250 tona çıktı.
Eline motor alan çay bahçesine girince Çaykur işleme kapasitesinin üzerine çıkmaya başladı. Zorunlu olarak kontenjan uygulaması başlattı. Önce 60 Kg, ardından 30 a düştü. Tabii çay alan eksperler üretici dostlarının gelen çaylarını alarak ambara boşaltıyor ve gün aşırı kontenjan oranında yazıyor. Bu zaten başlı başına bir ihmal. Ama buna rağmen yine de yaranamıyor ve ambarlar çay doluyor.
Şimdi soralım: Her hangi bir esnaf satamayacağı malı depoya saklar mı, satamayacağı malı alır mı? Ama çaykur alıyor ve depolarında 70 bin tona yakın kuru çay olmasına rağmen Genel Müdür üreticilere gönderdiği mesajda fabrikaların yoğun çalıştığını ve ambarlarda 18 bin ton yaş çay bulunduğunu üreticinin acele etmemesini istiyor.
Ama bizim acelemiz var, işçimiz var, işçilerden gün aldık toplamımız lazım diyenler Çaykur a yüklenmeye başlıyorlar.
Çaykur un işleme kapasitesi belli, bunun üzerindeki çayı denize mi dökmeli, makinelerin işleme kapasitesi belli. İnsanların kaldırma gücü gibi, Başka türlü soralım,, Bir insanın yük olarak kaldırma gücü NEDİR?
En fazla bir insan 50 ile 100 kilo arasında yükü kaldırabilir. Hadi daha güçlüleri olsun, 130 Kilo kaldırsın. Bunun üzerinde yükü kaldırma şansı var mı?
Şimdi sosyal medya bilginlerine soruyorum. Bir oturuşta kaç tabak yemek yersiniz, kaç kilo et yiyebilirsiniz. Kaç bardak su içebilirsiniz. Kaç kilo yük kaldırabilirsiniz?
İyi ki bir sosyal medyanız var, orada yazmak kolay, gidin en yakınınızda kı fabrikayı bir ziyaret edin ve ondan sonra Sosyal medya ağalığı yapın.
Çaykur çay almıyormuş, Genel Müdür niye orada oturuyor. Görevden alınsın, nerde siyasiler gibi bilgiçlik taslayan, Vücudunun üzerinde BAŞ dediğimiz yuvarlak içinde beyin, göz, kulak taşımayan bu vasıfsızlar, bilip bilmeden insan suçlamak kolay. Önce vücudunuzun üzerinde baş ve başın içinde Beyin olup olmadığını bir emar ile baktırın.
Varsa sonra en yakınınızda çaykur a ait bir fabrikayı gezin, çay işleyip işlemediğine bakın. Suçlayacak yer arıyorsa insan önce kendini sorgulamalı.
