Hayatta mücadele her zaman insan hayatının bir bölümünde yer alır. Doğuştan başlayan yaşam ve mücadelede insanlar belli dönemlerde daha iyi yaşamak, koşulları iyileştirmek için çaba gösterirler. Zaman zaman insanlara çelme takanlar olur, her insanın hayatında belli dönemlerde çelmelere rastlamak mümkün. Bazen insanlar, en yakınlarından yedikleri çelmelerle tökezler ve bu tökezlemelerle hayatının bir bölümünü karanlık içinde geçirirler.
Karanlık günlere giren insanlar azim ve hırsından kaybetmediği sürece yine başarıyı yakalarlar.
Her insan kendi hayatında en yakınından gördüğü zararı belli bir süre üzerinden atamayabilir. Bunu her dalda yaşayanlar var.
Konu nereye geldi?
Geçtiğimiz yıl süper ligde son maça kalan şansımızı maalesef komşumuz, dostumuz her gün iç içe olduğumuz Trabzonspor –Bursaspor’a yenilerek bizi TFF 1 Ligine itti. Hayatta şans denen bir faktör var. Ancak burada şans Bursa’dan yana oldu demek hiçte doğru değil. Çünkü Bursaspor önceki sezon ligin ikinci yarısında Süper ligin en başarısız takımıydı ve Rizespor olarak kendi sahamızda bu takıma 6 gol atma başarısını gösterdik.
Gelenden, gidenden yiyen ve puan sıralamasında bir adım bile atamayan Bursaspor son maçta Trabzonspor gibi güçlü bir takımı yenerek ligde kalmayı başardı.
Bu maçın yaygarası uzun sürdü, Rize’de herkes tepkisini ortaya koydu, Hatta Of, Hayrat ve Trabzon un büyük kısmı bu sonuca büyük tepki gösterdi.
Tepki de sonucu da büyük oldu.
Çünkü en yakınımızdan bu kazığı yemiştik. Takıntı yapmamamız gerekirdi. Yeniden dirilmemiz ve yeniden ayağa kalkmamız gerekiyordu. Lige iyi başladık. Ardından tökezleyerek yönetim ve teknik kadro değişikliği yapıldı. Yapılan takviyeler ile ligin ikinci yarısında tek mağlubiyet alarak yolumuza yürümeye devam ettik. Bazen sıkıntılar yaşadık ama deplasmanın fatihi olmaya başladık. Aynı başarıyı kendi sahamızda gösteremezsek de inadımız inat diyerek, yolumuza yürümeye devam ettik. İnandık bir kere, bu yola baş koyduk ve engeller olsa bile engelleri aşmasını bildik.
Taraftar Trabzonspor’a karşı her maçta tepkisini koydu. Futbolcuya ateşledi. Bu ateşleme hedefe doğru takımı itmeye başladı.
Taraftar itti, takım yürüdü… Takım içinde bir bütünlük sağlandı. Başarıyı daha çok isteyen, takıma daha çok katkı yapanlar sahnede yer aldı, diğerleri hazır bekledi.
Uzun ve yorucu yol sonunda mutlu sona Ümraniye maçı ile ulaştık. Azim ve istek, her yere ulaştırır, sonuca ulaştık. Artık bundan sonra kime güvenip, kime güvenmeyeceğimizi iyi bilmemiz gerek. Öncelikle kendi ayaklarımız üzerine durmasını iyi bilmeliyiz. Başkasının eli ile engel aşamayacağımızı bilmemiz gerek. Bir rüyaydı bir yıl ve artık rüyadan uyandık ve gözlerimizi iyi açmamız gerekiyor. Zemin sağlamsa iyi yürümeliyiz, çürük zemine asla basmamamız gerek, hele kendimizden başkasına güvenmemeliyiz. Güven kelimesini kendi gücümüze bırakmalıyız. Güçlüysen başarırsın, güçsüzsen başarıya kimsenin katkısı olmayacağını iyi bilmemiz gerek.
Atmaca yaralanmıştı, artık iyileşti ve kendi ayakları üzerinde durmasını biliyor. Şimdi sıra uçmaya geldi. Hedeften uzak olmalı, alçak uçma yerine, yüksekten uçmasını iyi bilmeli.
