Kamuda ya da kurumsal yapılarda adaletin ve dürüstlüğün en büyük güvencesi olması gereken iç denetim mekanizması, bazen yolsuzlukların ve usulsüzlüklerin üzeri örtülen birer "halı" işlevi görebiliyor.
Zimmet ve irtikap gibi ağır mali suçların işlendiği, personelin mobbing, ötekileştirme ve yalnızlaştırma ile sindirilmeye çalışıldığı bir çalışma ortamında; bu durumun müfettiş raporlarıyla sübut bulmuş (kanıtlanmış) olması, adaletin tecelli etmesi için normal şartlarda yeterli olmalıdır.
Ancak!... raporların üst amirlerin masalarında sümen altı edilmesi, faillerin tecziye edilmemesi (cezalandırılmaması) ve konunun savcılığa intikal ettirilmemesi, sistemi bambaşka bir boyuta taşır: Suç ortaklığı boyutu.
Böyle bir tabloda, suçu bilip de susan, gereğini yapmayan ve failleri koruyan herkes müteselsilen (zincirleme ve ortaklaşa) sorumludur ve Türk Ceza Kanunu (TCK) karşısında açıkça suçludur
Müteselsilen Sorumlu olanlar kimlerdir?
Hukuken bu organizesizliğin ve sessizliğin içinde yer alan üç ana aktör sorumluluk zincirini oluşturur:
Soruşturmayı Yürüten İç Denetçi / Müfettiş:
Müfettiş, raporu hazırlayıp bırakamaz. TCK m. 279 uyarınca, göreviyle bağlantılı olarak bir suçun işlendiğini öğrenen kamu görevlisi bunu derhal adli makamlara bildirmek zorundadır.
Raporu sadece üst amire sunup, takibini yapmayan veya savcılık sürecini başlatmayan müfettiş ilk sorumludur.
Disiplin ve Atamaya Yetkili Üst Amirler: Müfettiş raporuyla suçun varlığından haberdar olan, buna rağmen idari cezaları (tecziye) uygulamayan, faili görevden uzaklaştırmayan ve dosyayı savcılığa sevk etmeyen tüm üst yöneticiler hukuken doğrudan sorumludur. Kurumun En Üst Yöneticisi (Genel Müdür, Bakan, Yönetim Kurulu Başkanı vb.):
Teftiş raporlarının nihai olarak ulaştığı ve kurumu temsil eden en üst makam, denetim sonuçlarının uygulanmasını gözetmekle yükümlüdür. Bilgisi dahilinde usulsüzlüğe göz yuman en üst amir de bu zincirin kopmaz bir halkasıdır
Kanundaki Karşılığı Ne Olmalıdır?
Bu durum sadece idari bir "ihmal" veya "görev kusuru" olarak geçiştirilemez. Ortada subut bulmuş zimmet, irtikap ve sistematik mobbing (işkence/eziyet boyutuna varan psikolojik şiddet) varken, bu dosyayı gizleyenler Türk Ceza Kanunu kapsamında şu suçlardan yargılanmalıdır:
Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmeme Suçu (TCK Madde 279): Kamu adına soruşturma yapmakla görevli olanların veya
durumu öğrenen amirlerin, adli makamlara bildirimde bulunmaması 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası gerektirir.
Görevi Kötüye Kullanma Suçu (TCK Madde 257): Görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek kamu zararına ya da kişilerin mağduriyetine neden olan amirler, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun örtbas edilmesi suretiyle faillere haksız menfaat sağlanması durumunda bu ceza daha da ağırlaşır.Suçluyu Kayırma Suçu (TCK Madde 283):
Bir suçun failine araştırma, yakalanma veya adli tahkikattan kurtulması için imkan sağlayan kimse, 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Zimmetçiyi ve mobbingciyi cezadan korumak tam olarak bu suçun karşılığıdır.
Sonuç: Adalet Halının Altına Süpürülemez
Zimmet ve irtikap, kamu vicdanını kanatan mali yolsuzluklardır.
Mobbing ve yalnızlaştırma ise bir çalışanın profesyonel ve insani varlığına kasteden birer haysiyet cellatlığıdır. Müfettiş raporuyla kanıtlanmış bu fecaati görmezden gelmek, suçluları cezalandırmamak ve adliyeden kaçırmak, en az o suçu işlemek kadar ağır bir cürümdür.
Hukuk devletinde hiçbir makam, suçun ve suçlunun korunağı olamaz.
Bu dosyaları suç subut bulduğu halde dosyasında göstermekten imtina edip " suç subut bulmuş, var aslında ama! Kamu yararı için yapılmıştır! diyerek raporunda suç işleyenin koruyuculuğuna-hamiliğine soyunarak sanki masum muş! göstermeye kalkması adeta sümen altı eden Müfetiş ve sonrasında üst amirler, korudukları suçlularla aynı sanık sandalyesine oturmalı ve hem kanun önünde hem de toplum vicdanında hesap vermelilerdir, asla kaçamazlar.
Unutulmamalıdır ki; adaletsizliği engelleyebilecek güçteyken engellemeyenler, o adaletsizliğin doğrudan ortağı olurlar.
Adaleti çiğneyip Zimmet-İrtikap suçu işleyen mobbig dahil ve çalışanları ötekileştirip kurumu veya Kamu işyerlerini linç edip çalılma verimliliğini yok ederek kendi çiftliği yapan, devlet adabından bihaber, vicdan ve Ahlaktan yoksun, Liyakatsiz ve Hadsiz adamları! cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır. "Çöktürtmeyeceğiz"
Adaletin kılıcı körelmez keskinliktedir.
Zimmet-İrtikap suçunun zaman aşımı yoktur; biline...


