24 Temmuz Basın Dayanışma Günü nedeniyle bu yazıyı kaleme aldım,, ama dikkat edilmesi gereken BASIN,, elbette bunun bir yasal sorumluluğu, yasal düzenlemesi ve bağlı olduğu İletişim başkanlığı var.
Gazeteci KİMDİR diye bazen soruyorlar, KİMDİR.?
212 yasaya bağlı, başka her hangi bir maliye kaydı olmayan, ticari işleri olmayan, sadece Gazetecilik yapan, ilkeli, dürüst, doğruları aktaran, halkın bilgi almasını sağlayan, insanlara doğruları aktaran, milletin cebine gözü olmayan, bulunduğu şehre ve ülkesine katkı sağlayan, ülkesini satmayan, rant çevrelerinden uzak duran, kalemini satmayan çok daha fazla buna eklenebilir.
Gazeteci Basın sigortası olan, İletişim Başkanlığından Turkuaz kartı olan, kimliğine BASIN yazan, vergisini, sigortasını yatıran kişilerdir.
Maalesef bugün ülkemizde binlerce haber sitesi var, bu siteler tehdit ile veya ikili ilişkiler ile aldıkları reklamlara kesecek faturaları bile yok, bunlar aldıklarını ceplerine indiren, millete GAZETECİYİM diye hava atan, kurum veya kuruluşları zaman zaman tehdit ederek YAZARIM HA gibi kelimeler kullanan bazı kendini bilmezler var.
AK ile Kara ayırt edilmeli, tüm ülke genelinde basın temizliği yapılmalı, vergisini veren, sigortasını tam yatıran ve Basın kartı sahibi olanlar ile bunların dışında olanlar birbirinden mutlaka ayırılmalı.
Elinde cep telefonu, rastgele fotoğraf çekip, Millete kendini gazeteci tanıtan, Matbaalarda kendine kart çıkaranlar gerçek BASIN mensuplarından ayırt edilmeli.
24 Temmuz Bayramı çeşitli basın kuruluşlarının, federasyon veya Konfederasyonlarının açıklamaları ile bazı konular gündeme getiriliyor.
Artık yasal düzenlemelere geçilmeli, ülkemizde bilgi ve gazeteci kirliliği yaşanmakta, devletin önce kimin Gazeteci, kimin Gazeteci olmadığını ayırt etmesi lazım.
İlimizde 6 yerel gazete, 7 Haber sitesi bulunmakta, bunların dışında İHA- DHA-TRT, AA ve Çay Tv gibi Ajanslar ve gazeteler bulunmakta.
Bunlar vergisini veren, sigortalı çalıştıran, günlük yayınlanan veya Rize’nin sesini duyuran Gazetecilerdir.
Gazetecilik bir sevda olabilir, bir heves olabilir, ama bunun yolu baskı makinesinden kimlik çıkartarak, kurum veya kuruluşları tehdit ederek Gazetecilik olmaz, işte burada gerçek kişilik ortaya çıkar.
İletişim Fakültelerinde okuyan çocuklar rastgele sokak muhabirlerinin yanına gidip staj yapmıyorlar. Bunlar devletin belirlediği kuralları uygulayan gazete veya ajanslara giderek stajlarını tamamlamaktalar.
Her ay vergisini veren, sigortalısının sigortasını yatıran, günlük belli oranda haber sitelerinde haber yüklemek zorunda olan, Basın ilan kurumu tarafından 40 dereden su getirilerek incelenen, haber siteleri ve gazetelere maalesef haksızlık edilmekte.
Maalesef sakal bırakmak zorundayız, Neden mi, Defalarca valilik, Belediyeyi uyardık, bu işi sevenler ile bu işi gerçek yapanlar arasında mutlaka ayrım yapılmalı, hatta kendini gazeteci diye adlandıranlar ile gerçek gazetecilerin mutlaka birbirinden ayırt edilmesi gerekiyor. Ama maalesef bir türlü bu hayata geçirilemedi.
İlimizde bazı yaşanan tatsız olaylara şahit oluyorum, geçtiğimiz günlerde bir kurum müdürüne uğradım. Kendini gazeteci diyen, birebir de “Ben gazeteci değilim” diyen şahıs, müdürün kendine bilgi vermemesi yüzünden onu tehdit ederek “ Senin aleyhine yazarım” demesi benim ve bu mesleği yapan tüm arkadaşlarımın zoruna gitti.
Artık devlet yasal düzenlemeler ile gerçek gazeteciler ile sahtekarları birbirinden ayırmalı, vergisini veren, sigortası yatırılan insanların suçu ne?