• 18 Temmuz 2026 Cumartesi
  • Rize AÇIK
  • 00:00
    18 Temmuz 2026 İmsak: Güneş: Öğle: İkindi: Akşam: Yatsı:

ŞAVŞAT’TA RES VE MADEN TEPKİSİ

Şavşat Yaylalarında RES Tepkisi: “Doğa Çocuklarımızın Emanetidir

ŞAVŞAT’TA RES VE MADEN TEPKİSİ

Nurbay USTA/ Artvin

Konuyla ilgili olarak Rize Bölge İdare mahkemesi hep RES yapılacak yerlerde hemde Maden faaliyeti yapılacak yerlerde keşif yaptı.

Şavşatlılar, yapılması planlanan 13 rüzgâr türbinine karşı tek yürek oldu. Düzenlenen basın açıklamasında, projeye değil yanlış yere yapılmasına karşı çıkıldığı vurgulanırken, bölgenin endemik bitki varlığı, meraları, su kaynakları ve yaylacılık kültürünün geri dönülmez zarar göreceği ifade edildi.

Şavşat Dernekler Federasyonu öncülüğünde, ilçeye bağlı Yavuzköy’de düzenlenen basın açıklamasında vatandaşlar, bölgede yapılması planlanan Rüzgâr Enerji Santralleri (RES) projesine yönelik tepkilerini dile getirdi.

Basın açıklamasına Şavşat Dernekler Federasyonu Başkanı Mustafa Faruk Altun, CHP Şavşat İlçe Başkanı Mehmet Bora Öztürk, SOL Parti Şavşat İlçe Başkanı Ebubekir Keskin, il Genel meclis Üyesi Yaşar Gülel  Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, Av. Bedrettin Kalın, Pınarlı Köyü Dernek Başkanı Zülali Özcan, Yavuzköy Dernek Başkanı Şükrü Erişti, Veliköy Dernek Başkanı Nurbay Çetin, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

“Yenilenebilir enerjiye değil, yanlış yere yapılan projeye karşıyız”

Basın açıklamasını yapan Şavşat Dernekler Federasyonu Başkanı Mustafa Faruk Altun, amaçlarının yalnızca birkaç köyü değil, Artvin’in ortak doğal mirasını korumak olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada yalnızca birkaç köyün değil; Artvin’in ortak doğal mirasının, yaylalarının, meralarının ve geleceğinin sesi olmak için toplandık.

Yavuzköy, Düzenli, Çamlıca, Kireçli ve Kurudere köyleri ile Hopa ve Kemalpaşa yaylalarını kapsayan bölgede yapılması planlanan 13 adet rüzgâr türbini ve şalt sahası projesine karşı itirazımızı kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.

Biz yenilenebilir enerjiye ve rüzgâr enerjisine karşı değiliz. Ancak bu proje için seçilen alan yanlıştır. Hazırlanan ÇED raporu eksik, hatalı ve yetersizdir. Buna rağmen verilen ‘ÇED Olumlu’ kararı, bölgenin doğal ve kültürel varlığı açısından kabul edilemez.”

Altun, projenin kamu yatırımı olmadığını, özel sermaye tarafından yürütüldüğünü belirterek, oluşacak çevresel ve sosyal yükün ise bölge halkının omuzlarına bırakılacağını söyledi.

“26 kilometrekarelik alan etkilenecek”

Basın açıklamasında, Artvin’in en büyük mera alanlarından biri üzerinde kurulması planlanan 13 türbinin yalnızca türbin noktalarını değil; ulaşım yolları, enerji nakil hatları, kazı çalışmaları ve güvenlik alanlarıyla birlikte 26 kilometrekareyi aşan geniş bir alanı etkileyeceği ifade edildi.

Bu durumun, bölgenin en verimli yaylalarının kullanım dışı kalmasına neden olacağı belirtilirken, endemik bitki türleri, yaban hayatı, su kaynakları ve yüzlerce yıllık yaylacılık kültürünün ciddi tehdit altında olduğu vurgulandı.

Doç. Dr. Oğuz Kurtoğlu: “Korunacak ilk yer burasıdır”

Eyleme katılan Doç. Dr. Oğuz Kurtoğlu ise bölgenin yalnızca Artvin için değil, tüm Kafkasya coğrafyası açısından büyük önem taşıdığını belirterek şunları söyledi: “Rüzgâr enerji santrallerinin yapılmasının planlandığı alan, Kafkasya’nın en önemli endemik bitki çeşitliliğine sahip bölgelerinden biridir. Dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan çok sayıda bitki türü burada yaşamaktadır. Bu doğal zenginliğin zarar görmesi, yalnızca birkaç bitkinin kaybı değil, tüm ekosistemin zarar görmesi anlamına gelir. Kafkasya’nın birçok noktasını gezdim. Eğer korunması gereken tek bir yer söyleyecek olsam, burası ilk sırada gelir. Ticari kazanç uğruna böyle bir doğa mirasının riske atılması gelecek nesillere karşı büyük bir sorumluluktur.”

Orman Yüksek Mühendisi Fethi Demiral: “Yaylacılık bitme noktasına gelir”

Düzenli Köyü’nden Orman Yüksek Mühendisi Fethi Demiral da yaptığı konuşmada, bölgeyi çocukluğundan beri tanıdığını belirterek, RES projelerinin inşaat sürecinde oluşturacağı tahribatın uzun yıllar etkisini sürdüreceğini ifade etti.

“Ben bu yaylalarda doğdum, büyüdüm. Mesleğim gereği bu tür projelerin doğaya vereceği etkileri çok iyi biliyorum. Türbinlerin kurulumu sırasında yapılacak geniş çaplı yol açma, kazı ve altyapı çalışmaları bölgedeki doğal dengeyi ciddi şekilde bozacaktır. Bu yaylalarda yaşayan insanların temel geçim kaynağı hayvancılıktır. Yaylacılığın zarar görmesi, bölge insanının yaşam biçiminin de zarar görmesi anlamına gelir. Yetkililerimizin bu kararı yeniden değerlendirmesini istiyoruz.”

Vatandaşlardan ortak çağrı

Toplantıda söz alan Özer Topçu, Ali Yazıcı, Taner Evran ve Fatoş Bilgin de projeye ilişkin görüşlerini paylaşarak, doğal yaşamın, su kaynaklarının ve yaylacılık kültürünün korunması gerektiğini dile getirdi.

Eylem olaysız sona erdi

Basın açıklaması boyunca jandarma ekipleri bölgede güvenlik önlemleri aldı. Herhangi bir taşkınlığın yaşanmadığı etkinlikte slogan atılmadı. Vatandaşlar, basın açıklamasının ardından olaysız şekilde alandan ayrıldı.

“Doğa bize miras değil, emanettir”

Basın açıklamasının sonunda ortak mesaj ise şu sözlerle verildi: “Doğa bize atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanettir. Şavşat’ın, Hopa’nın ve Kemalpaşa’nın yaylaları sahipsiz değildir.”

“Bu Vadi Sadece Bugünün Değil, Gelecek Nesillerin de Mirasıdır”

Çağlayan Vadisi’nde Madencilik Keşfi Tamamlandı: Bilirkişi İncelemesi Sonrası Gözler Mahkeme Kararında

Artvin’in Şavşat ilçesine bağlı Dereiçi ve Çukur köyleri sınırları içerisinde yapılması planlanan madencilik faaliyetlerine karşı açılan dava kapsamında, Rize Bölge İdare Mahkemesi tarafından bölgede keşif gerçekleştirildi. Keşfe vatandaşlar, köy muhtarları, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve davanın tarafları yoğun katılım gösterdi.

Mahkeme heyeti ve bilirkişilerin bölgede yaptığı incelemenin ardından Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu ile davanın avukatı Bedrettin Kalın basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu.

Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu: “Bu Bölge Eşsiz Bir Ekosistemdir”

Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, yapılması planlanan madencilik faaliyetinin yalnızca bir yatırım olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bölgenin ekolojik açıdan Türkiye’nin ve Avrupa’nın en önemli doğal alanlarından biri olduğunu söyledi.

Kurdoğlu, madencilik faaliyetinin ormanları, meraları, su kaynaklarını ve yaban hayatını geri dönüşü olmayan şekilde etkileyeceğini ifade ederek, geniş yol açma çalışmaları, hafriyat ve ağır iş makinelerinin doğayı parçalayacağını, bunun da başta büyük memeliler olmak üzere birçok canlı türünün yaşam alanlarını yok edeceğini dile getirdi.

Bölgenin yaklaşık 2 bin bitki türüne, yüzlerce tıbbi ve aromatik bitkiye ev sahipliği yaptığını belirten Kurdoğlu, Kafkas Ekolojik Bölgesi’nin en hassas alanlarından biri olan bu coğrafyanın korunmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Su kaynaklarının kirlenmesi halinde hem doğal yaşamın hem de insanların yaşam kalitesinin olumsuz etkileneceğini söyleyen Kurdoğlu, madenciliğin sağlayacağı istihdamın çok sınırlı olmasına karşın çevresel zararının kalıcı olacağını ifade etti.

ÇED raporunda bölgede yaban hayatının yeterince dikkate alınmadığını belirten Kurdoğlu, bunun bilimsel gerçeklerle bağdaşmadığını belirterek, “Burası sadece insanların değil, ayıların, kurtların, kuşların, sürüngenlerin ve sayısız canlının ortak yaşam alanıdır.” dedi.

Av. Bedrettin Kalın: “Çağlayan Vadisi Bir Bütündür”

Davacı vatandaşların avukatı Bedrettin Kalın ise keşfin oldukça verimli geçtiğini belirterek, bilirkişilerin sahadaki durumu yerinde görme fırsatı bulduğunu söyledi.

Madencilik projesinin yalnızca Dereiçi ve Çukur köylerini değil, tüm Çağlayan Vadisi’ni etkileyeceğini ifade eden Kalın, davaya toplam 254 davacının, köy muhtarlarının ve sivil toplum kuruluşlarının destek verdiğini belirtti.

Daha önce aynı vadide planlanan taş ocağı ve HES projelerinin de mahkeme kararlarıyla iptal edildiğini hatırlatan Kalın, Rize İdare Mahkemesi’nin bölgenin doğal ve kültürel değerlerini yakından bilen bir mahkeme olduğunu ifade etti.

Madencilik şirketinin ruhsat alanının yaklaşık 1.679 hektar, ÇED başvurusunun ise yalnızca 19 hektarlık bölüm için yapıldığına dikkat çeken Kalın, bunun madencilik projelerinde sıkça uygulanan bir yöntem olduğunu belirterek, zaman içerisinde kapasite artırımıyla faaliyet alanının genişletilmesinin hedeflendiğini söyledi.

Kalın, bilirkişi raporunun yaklaşık bir ay içerisinde hazırlanacağını, ardından tarafların itirazlarını sunacağını ve sonrasında mahkemenin karar vereceğini belirterek, keşif sonrasında umutlarının daha da arttığını dile getirdi.

Vatandaşlardan “Madene Hayır” Tepkisi

Keşif boyunca bölgede geniş güvenlik önlemleri alan jandarma ekipleri olası olumsuzluklara karşı tedbir aldı.

Mahkeme heyeti incelemelerini tamamlayarak alandan ayrılırken vatandaşlar hep bir ağızdan “Madene Hayır” sloganları attı.

Herhangi bir olumsuz olayın yaşanmadığı keşif, güvenlik önlemleri altında olaysız şekilde sona erdi.

Gözler Bilirkişi Raporunda

Yaklaşık bir ay içerisinde hazırlanması beklenen bilirkişi raporu, davanın en önemli aşamalarından biri olacak. Raporun ardından yapılacak değerlendirmeler ve duruşma sonunda mahkemenin vereceği karar, Çağlayan Vadisi’nin geleceği açısından büyük önem taşıyor.

Bu habere ifade bırak!

  • 0
    KIZGIN
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    BEĞENMEDİM
  • 0
    BEĞENDİM
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    HAHAHA
  • 0
    ALKIŞ
YORUM EKLE