SON DAKİKA

MİLLETİN EGEMENLİĞİ

Bircan Şakir ÇELİK
Bircan Şakir ÇELİKbircansakir53@gmail.com
Bu makale 25 Haziran 2019 Salı 12:28 'de eklendi ve 556 kez görüntülendi.

Ben bir Türk'üm; dinim, cinsim uludur.

Sinem, özüm ateş ile doludur.”

 

Mehmet Enim Yurdakul, şiirin devamında soyisminde olduğu gibi “İnsan olan vatanının kuludur.” derken, Türklerin, asırlarca kulluk ettikleri zümrelere bir şikayette mi bulunur bilinmez ama bildiğimiz bir şey var ki Türk insanı tarih sahnesine çıktığından beri üzerinde hür yaşadığı topraklara kul olmaktan çekinmemiştir.

 

ÇINARLARIMIZ YOK OLDU

 

Geçtiğimiz günlerde, Rize'nin Cumhuriyet sonrası nasıl bir değişime uğradığına ilişkin nostaljik fotoğraflarla karşılaştım. Her zaman nostaljiye karşı bir ilgim olmuştur. Yaşadığımız her gün bir öncesini aratıyor mâlesef!

Fotoğrafların arasında; turuncu duvarları, geniş ve içeriyi aydınlatması amacıyla cephenin neredeyse tamamını kaplayan pencereleri, üç blok ve bu üç bloğun ortada birleştiği havadar bahçesiyle Rize Lisesi'ni gördüm.

Ben bu liseden mezun olmadım ancak mezunlarının yerinde olmak istemezdim. Trabzon'da Trabzon Lisesi, Erzurum'da Erzurum Lisesi ve adını hatırlamadığım birçok marka okul mezunlarının hâlen daha birliktelikleri okul binası çatısı altında organize ettikleri etkinlikler vesilesiyle devam eder. Yetiştirdikleri öğrencileri, çeşitli makam ve mevkiler elde etmiş ama asla marka değeri taşıyan okullarının adını künyelerinde zikretmekten vazgeçmemişler.

İşte biz böyle bir değerimizi kaybettik. Yerine yapılan, okulla uzaktan yakından ilgisi olmayan bu ucube bina, ismi değişmemiş olsaydı bile Rize Lisesi'nin ruhunu yansıtamazdı. Kaldı ki ismini de değiştirdik. Birileri vergiden düşecek diye okul yaparken bir maziyi yok ettiler. O maziyle birlikte Rize'nin markalarından biri olan Rize Lisesi'de yok oldu!

 

     DÜNYADA TEK ÇOCUK BAYRAMI

 

Geçtiğimiz günlerde, Türkiye ve KKTC'de resmi bayram seviyesinde kutlanan, Kosova'da ise “Kosova Türkleri Milli Bayramı” olarak idrak edilen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı hep birlikte, coşkuyla kutladık.

Herkesin genel kanısının aksine 23 Nisan günü Cumhuriyet'in ilk yıllarından beri bu ad altında ve bu amaçla kutlanan bir bayram değil.

1 Kasım'da saltanatın kaldırılması ve egemenliğin TBMM vasıtasıyla halka devredilmesi, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Hakimiyet-i Milliye yani Millet Hakimiyeti Günü olarak kutlanmakta idi. Çocuk Bayramı ise 20-23 Nisan tarihlerinde, ilki 1927’de Atatürk himayesinde olmak üzere kutlanmaya başlanmıştır. Bayram, son halini 1981’de Milli Güvenlik Konseyi'nin bu iki bayramı birleştirmesi ve bugünkü ismini vermesiyle almıştır.

Başlangıçta Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) bünyesinde kutlanan bayram, TRT'nin Çocuk Şenliği etkinlikleri ile bugünkü halini almıştır. Çocuk Bayramı'nın ilk kutlanışı ise tamamen farklı bir amaçla, savaş sonrası yetim ve öksüz kalan çocukların bir gün dahi olsa eğlenmeleri amacıyla tertip edilmiştir.

Dünyada bir örneğine daha rastlanmaz bu bayramın. Çünkü dünyada Türk milletinin evlatları kadar hiçbir millet acı çekmemiştir.

²

20. yüzyılın ilk çeyreğinde, bağımsız yaşama sevdası uğruna, canına kast etmiş düşmanı evinden sökmek farz olmuştur Türk insanına. Uzun süren savaşların getirdiği yoksulluk, tüm yurdu sarmıştır. Üstüne üstlük bir cihan harbinden de yenik çıkmıştır o muhteşem Türk.

Bütün bunlar milletin direncini kırmaya yetmemiş, bir çakır gözlü önderin peşinden giderek ezelden beri hür yaşamasının verdiği bağımsızlık aşkıyla, ona zincir vurmaya çalışan çılgını, eldeki son kudretiyle yıldırım misali perişan etmiştir. Bu savaşta, kadın-erkek tüm millet çarpışmış ve birçok ocak sönmüştür. Ama şairin de dediği gibi “Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak!” bu bayrağın gönderden asla inmeyeceğini ispat etmiştir.

Yetim kalan çocuklar devlet himayesine alınır.Bu mücadelenin milli hafızada yeri ve önemi yok olmasın diye ulusun egemenliği ile çocuk bayramı birleştirilir.

Yeryüzündeki hiçbir millet çocuklarına böyle bir bayram bırakabilecek felsefeye ulaşamamıştır. Hem bağımsızlığı uğruna can veren ana-babalardan arda kalan Türk yetimleri, hem de bu yetimlerin ruhları üstünde yükselen kayıtsız ve şartsız halk egemenliği, aynı günde idrak edilmektedir.

Günümüz çocuklarına eğlenmekten öte zulüm gibi gelen bu bayram, bir yetim bayramıdır. Günümüz Türkleri için prosedürden ibaret olan bu bayram, bir milletin yok edilmeye çalışılan varlığı için topyekün şehadeti göze alıp cenk ettiği ve bu cengin sonunda kendi kendini yönetebilme kudretine ulaştığı gündür. Meseleyi yine Milli Şair Akif'in tarihe geçen o sözüyle noktalayalım: “ Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın!”

 

 

POPÜLER FOTO GALERİLER

POPÜLER VIDEO GALERİLER