SON DAKİKA

KÜLTÜRÜMÜZDE KADIN OLMAK

Bircan Şakir ÇELİK
Bircan Şakir ÇELİKbircansakir53@gmail.com
Bu makale 29 Mayıs 2019 Çarşamba 11:44 'de eklendi ve 472 kez görüntülendi.

Literarürde kültür için, toplumu diğer toplumlardan farklı kılan, gelecek nesillere aktardıkları maddi manevi varlıkların bütünü şeklinde genel bir tanım yapılır. Genelde Türk kültürü, özelde ise Anadolu kültürü derin bir kültürleşme yani toplumlararası kültür alışverişi sonrasında olgunluk seviyesine ulaşmış, altın çağını Osmanlı ile yaşamış bir değerler bütünüdür.

   Günümüzde bu kültür etkileşimi tek taraflı bir hâl aldı. Kültürel yozlaşma neticesinde kültür alışverişinde sadece alıcı tarafta yer almaktayız. İşin acı tarafı ise öz kültürümüzün değerleri yozlaştıkça biz o değerlere yabancı, saçma sapan, köksüz bir medeniyet halini alıyoruz. Oysa Yahya Kemal'in “Kökü mazide olan âtiyiz.” tanımlaması tam da olması gerekeni ifade eder.

 

KARADENİZ KADINI

 

   Rize'nin de içinde bulunduğu Karadeniz coğrafyası belki de ülkenin en çetin şartlarına sahip. Arazi insan yaşamını idame ettirecek bütün nimetlere sahip olmasına karşın, bu toprağı kullanabilecek kolaylıklarda oldukça cimri davranıyor. Kısa mesafede değişen iklim şartları, yaz kış eksik olmayan nemli havasının yanı sıra toprak yapısı tarım yapmak için oldukça engebeli.Tüm bunlara rağmen Karadeniz insanı tarih sürecinde pes etmemiş ve bu zorlu araziye galip gelmeyi başarabilmiş.

   Bu mücadelede,Türkiye'de belki de hiçbir yöre insanında olmayan karakteristik özellikler elde etmişiz. Bunların başında herkesin malumu olan hızlı karar verebilme özelliği gelmekte. Denizi kadar doğası da hırçın olan Karadeniz, insana sadece bir kez seçme hakkı verir. Herhangi bir hatada biletini keser! Bu zorlu coğrafi şartlar Karadeniz insanının hızlı ve etkili karar alabilen, pratik iş yapma becerisine sahip ve özgüveni yüksek kimseler olmasında son derece yüksek bir pay sahibi. Bu da Karadeniz insanının gurbette karıştığı topluluklarda çabucak farkedilmesine ve sivrilmesine imkan sağlıyor.Bu çetin iklimde kadın olmak ise bütün bu özellikleri bünyesinde barındırırken bir de şefkatli bir ana yüreği taşımak zorunda olmak demek. Eli öpülesi, cefakar Karadeniz kadını her zaman bu yaşam mücadelesinde galip gelen taraf olmuştur.

 

TÜRKİSTAN'DA KADIN OLMAK

 

   İslamiyet öncesi Türk kültürüne bakıldığında kadın son derece önemli bir statüye sahiptir. Genel olarak tüm Türk devletlerinde ve Türk töresinde kadından iki nitelik beklenmektedir: kahramanlık ve annelik. Yaradılış Destanı'na göre kadın, kainatın yaratılmasına ilham veren esin kaynağıdır.

   Türkler, içinde doğdukları ve yaşadıkları topraklara annelik kurumunun önemine binaen “Anavatan” demişlerdir. Hukuki kurallar bakımından en mühim kanunlarımıza “Anayasa” diyoruz.

   Tek eşlilik Türk kavimlerinde vazgeçilmez bir özelliktir. Evlilikler kadının onayı alınmadan yapılamazdı. Bunun yanında kadınların tüm Türk toplumunda olduğu gibi savaşa daima hazır olmaları gerekliliği görülür. Öyle ki Hunlardan itibaren hakanın emirnameleri “Hakan buyuruyor ki” ifadesiyle başladığında geçersiz sayılırdı. Mutlaka “Hakan ve Hatun buyuruyor ki” ifadelerine yer verilmeliydi.

   Kadın, Türk toplumumda devlet başkanlığı seviyesine dahi ulaşmıştır. M.Ö. 6. yy'da Saka hükümdarı Tomris, devrin muhteşem gücü Pers İmparatorluğu'nu yenilgiye uğratan savaşçı olarak tarihe geçmiştir. Devlet yönetiminde etkili olan Hatun, kurultayda yer alır, hakan sefere çıktığında devlete başkanlık ederdi.

   Toplumsal olarak kadın ile erkeğin statü farkı yoktur. Kılık kıyafetten cemiyet ilişkilerine kadar kadınlar erkeklerle eşit söz hakkına sahiptir. Töre kuralları cinsiyet ayrımına göre belirlenmezdi.

   İslamiyet'le birlikte özellikle devlet yapısında Türk kadının etkisi aynı şekilde devam etmiştir. Şeriatla yönetilen Abbasi Devleti'nde Halife Memun'un annesi Meracil Hatun, Türk kökenli bir cariye olarak saraya girmiş olmasına karşın erkek evladı vesilesiyle devlet yönetiminde etkin bir rol üstlenmiştir. İslamiyet'in kadınlara verdiği önemin yanında Türk kültürünün verdiği geniş yetkiler, çeşitli Arap-İslam devletlerini de etkilemiş ve Arap kültüründe örneği görülmeyen olayların yaşanmasına vesile olmuştur.

   Günümüzde her ne kadar pozitif eşitlik anlamında kadın haklarına yönelik tedbirler alınmaya çalışılsa da Türk kültürü bu anlamda başvurmamız gereken kaynak olmalıdır. Arap kültürünün cahiliye devrinden getirdiği özellikleri İslam adı altında kültürümüze sokulmuş ve bu nedenle kadın toplumdaki statüsünü kaybedecek noktaya gelmiştir. Bu statü kaybına Batı menşeli teoriler çözüm olmayacaktır. Çünkü Batı, kadını meta olarak görmekten ileri gidemez. Kökleri mazide olan ve bu mazinin bilincinde olan nesiller atalarının kadına ve aileye verdiği önemi anladıklarında Türk aile yapısı tekrar analarımızın omuzları üzerinde yükselecektir.

  

 

 

POPÜLER FOTO GALERİLER

POPÜLER VIDEO GALERİLER