SON DAKİKA

Fin yaklaşımı nedir?

Özlem ÇETİN
Özlem ÇETİNcetin.ozlem@hotmail.com
Tek Bayrak Gazetesi Yazar
Bu makale 06 Kasım 2018 Salı 05:36 'de eklendi ve 40 kez görüntülendi.

Okulda, işte, üniversite akademisyenlerinde ve birçok insanın diline pelesenk olan Fin Yaklaşımı aslında birçok ülkenin de gıpta ile baktığı bir sistem.

Benim de geçen günlerde hayretler içinde okuduğum ‘Beyaz Zambaklar Ülkesinde’ kitabında Finlandiya’nın ülke sisteminden alıp; ülkeyi inşa eden eğitim sisteminin her zerresi satırlara döküyor.

Atatürk’ün de okul müfredatına alınmasını istediği kitap, bir dönemler askeri okullarda zorunlu olarak okutuluyordu.

Son zamanlarda Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un Finlandiya ve Japonya tarzı eğitimden yaralanacaklarını dile getirmesiyle bu yaklaşım; tam da kitabı elime aldığım günlerde gündeme oturdu. Aslında Fin ve Japon eğitim sisteminin üzerine dünyada bu standartlara sistem geliştiren bir ülke yok.

Fakat Türkiye’nin bu sistemin alt yapısının ne kadar hazır olduğu ise akademisyenler, veliler ve öğrencilerce merak konusu…

Gelelim konumuza Fin eğitim sistemi nedir, nasıl işler?

Fin eğitim sisteminin özü şudur; eğitimde yüzde yüz pratik, sıfır ezber…

Bu şudur; bir çocuğa matematik dersi verilirken ki eğitim sisteminde dersler konu bakımından verilir isim atfedilmez; öğrenciler kendilerine öğrendiklerim gerçek hayatın neresindedir diye sorgular. Fin yaklaşımı bunun üzerine kuruludur. Bütün konular somutlaştırılarak öğretilir.

Konuyu daha da açalım. Diyelim ki bu haftanın konusu mülteciler olsun. Eğitim sistemi konu üzerinden ilerlerler bu arada, tarih matematik, felsefe diye ayrılmaz. Mültecilerin göç ettiği ülke coğrafyası İngilizce olarak anlatılır. Yani şunu diyorum. Aslında siz çocuklara bir şeyi öğretirken İngilizce, sosyoloji ve coğrafya diye dersleri ayırmıyorsunuz, aksine birleştirip hepsini gerçek bir konu üzerinden ezberletmeden öğrencilerinize vermiş oluyorsunuz. Çocuklar sosyolojik bir sorun olan mülteci olgusunu kafalarında somutlaştırdığı gibi bir de yabancı dil ve ülkeler coğrafyasını öğretmiş oluyorsunuz. Bunu yaparken öğrenciler ne İngilizce kelime ezberliyor ne de ülkelerin iklim özelliklerini.

Ayrıca Finlandiya’da okul dışı aktivitelere son derece değer veriyor. Okul malzemelerinden tutun da yapılan geziler dâhil her şey devlet tarafından karşılanıyor. Burası fen lisesi şurası daha iyi diye bir kavram da yok üstelik. Öğrenciler kategorize edilmiyor, bütün okullar aynı düzeyde evine en yakın okul hangisi ise, öğrencin orada okuyor. Ders dışı aktivitelerde öğretmenler son derece aktif. Çocuklara yüzme dersi verilirken boğulan birinin nasıl kurtarılması gerektiği de öğretiliyor. Diyorum ya pratiksiz eğitim anlayışına yer yok!

Öğrencilere bireysel olarak yaklaşım söz konusu. Öğrenme güçlüğü çeken bir çocuk var ise ek dersler verilip özel dersler organize ediliyor.

Rekabetçi eğitimin son derece yanlış ve zarar veren bir yöntem olduğunu kabul eden eğitimciler bu konuda oldukça hassas. Öğrenciler ortaokul düzeyine kadar hiçbir sınava tabi tutulmuyor; pekiyi, daha iyi yapabilirsin, iyi gibi sadece teşvik etmek amaçlı sözel değerlendirmeler yapılıyor.

Üniforma zorunluğu yok. Öğrenciler istediklerini giyebildikleri gibi gece derslerine pijama ile katılma özgürlüklerine sahip.  Çocuklar ders dinlerken ister sırada ister yerde isterse sınıfın istediği bir köşesinde dersi ayakta dinleyebiliyor.

Ev ödevi denen bir algı yok. Dersin okulda verileceği anlayışı hâkim. Sadece 16 yaşına geldiklerinde PISA tarafından hazırlanan ülke çaplı bir sınava giriyorlar. Dikiş dikmeyi, yemek yapmayı, hatta kaynak yapmayı bile okullarda öğreniyorlar.

Ülkenin en prestijli mesleği öğretmenlik olarak kabul ediliyor. Öğretmenler sadece akademik olarak değil psikolojik ve diğer unsurlar eşliğinde de sınava tabi tutulup oldukça seçici davranılıyor.

Okullarda her kare eğitim için dizayn ediliyor o kadar ki merdiven altındaki bir boşlukta bile piyanoyla ilgilenen bir çocuğu görmeniz mümkün.

Bina içinde boş koridor ve salonlara rastlanmaz her metrekare eğitim için kullanılması hedeflenir.

Finlandiyalı eğitimciler ‘ Bizim geniş arazilerimiz ve bu arazilerin altında yatan altın madenlerimiz yok. Topraklarımız verimli değil. Nüfusumuz az olmasına rağmen buğdayın yüzde otuzunu dışardan alıyoruz. Bizim için vazgeçilmezimiz ne altın ne de diğer cevherler bizim tek cevherimiz okullarımız ve öğrencilerimizdir ’diyor ve bu algıyla hareket ediyor.

Ve sanırım yüzde yüz başarıyı yakalamaları da buradan geliyor.

 

 

POPÜLER FOTO GALERİLER

POPÜLER VIDEO GALERİLER