SON DAKİKA

Atatürk ün Rize gezisi

Bütün Yönleriyle Mustafa Kemal Atatürk Ve Rize

Bu haber 18 Eylül 2012 Salı 15:06 'de eklendi

Fatih Sultan Kar

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün 1924 yilinin 29 A?ustos 1924 tarihinde ba?layip 18 Ekim1924 tarihine kadar süren ve “Sonbahar Gezileri” diye bilinen gezilerini özel­likle Do?u Karadeniz kiyisindaki kentlere yönelik olarak düzenlemi?­tir.

 

Mustafa Kemal Atatürk, Sonbahar Gezileri çerçevesinde 17 Eylül 1924 tarihinde beraberinde e?i Latife Hanim, Yozgat Milletvekili Sa­lih Bozok, ?stanbul Milletvekili Hamdullah Suphi Tanriöver, Gazian­tep Milletvekili Ali Kiliç. Rize milletvekili Rauf Benli ve bazi arka­da?lariyla birlikte Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk Rize’yi ziyaret etmi?lerdir.

 

Rize, Rize olali böyle bir gün görmedi

30 A?ustos 1974 tarihinde Büyük zaferin Dumlupinar`daki 1. yildönümü kut­lama törenlerine katilan Atatürk, ertesi gün Bursa`ya hareketle 12 Eylül 1924 tarihinde Mudanya`dan Hamidiye Zirhlisi ile ?stanbul Bo?azi üze­rinden Karadeniz`e açilmi?tir. 15 Eylül`de Trabzon`a gelen Atatürk ve beraberindekiler 17 Eylül`de buradan ayrilarak ayni gün saat 18.00`de Rize`ye varmi?lardir.

 

Mudanya`dan yola çiktiklari günden beri geleceklerinden haberdar edilen Hükümet ve Halk, geceli gündüzlü çali?arak kasabayi ba?tan a?a?i taklar bayraklar ile süslediler ve Gazi Pa?a’nin geçece?i yerlere halilar dö?ediler. Gemiden ayrilmalarini müteakip Hamidiye Zirhlisi ile torpidodan yirmi birer pare top atilmak suretiyle Atatürk’ü selamladilar ve sancaklarini çektiler.

 

Ayaklarim, memleketin sularinda islansin

Atatürk ve beraberindekileri Hamidiye zirhlisindan alip karaya ula?tirmaya çali?an motor denizin ?iddetinden muvaffak olamayinca Müftü Mahallesinden 20 ya?indaki Hakki Şentürk, dayanamaz ve öne atilir. Denize ko?up Atatürk’ü sirtina alarak karaya çikarmak ister. Atatürk, bu iste?i “Birakin ayaklarim memleketimin sularinda islansin” diyerek geri çevirirdi

 

?skeleye ayak basinca kurbanlar kesilmeye ve dinamitten yapil­mi? bombalar atilmaya ba?landi. ?htiram saflari te?kil ederek bekleyen asker, memur ve halka hitaben “Merhaba asker, merhaba arkada?lar” diyerek Rize ?dman Yurdu bandosunun çaldi?i kar?ilama havasi arasin­da iskeleyi yürüyerek hükümet binasina çikti. Üst katta olan Jandarma Dairesi’ne girdi. Sonra merdivenin ba?inda bulunan Umum-i Tasarrufiyye Dairesi’ne yani Tapu Müdürlü?üne girdi.Tapu Müdürü Trabzonlu Abdülkerim Bey ile konu?tu. "Rus i?galinde defterleriniz nerede idi" diye sordu. Müdür Abdülkerim Bey: "Mahzende idiler; kuyudatin suretleri Kuyud-i Umumiye müdüriyetinde mevcuttur." Dedi. Atatürk 325 tarihli bir da?itim defterini açti, tetkik etti. Tapu Ba?kati­bi Arayicio?lu ?brahim Efendi ile konu?tu, memnun oldu. Tapu dairesinden di?ari çikti.

 

Bu zevalli milletlin yakasini birakin, yeti?sin, yükselsin

Atatürk`ün Rize gezisi sirasindaki ilginç olaylardan biri de «Med­rese» olayidir. Olay ?öyle olmu?tur: Atatürk`ün vilayet kona?ina u?rayip üst kattaki valili?i ziyaret ettikten sonra Adliye dairesinin bulundu?u kata indi?i bir sirada, Rize Müftüsü Mehmet Hulusi Efendi (Alemdar) ve Pazar müftüleri medreselerin yeniden açilmasini isteyen bir di­lekçeyi O`na vermi?lerdir. Atatürk dilekçeyi dikkatle okuduktan sonra ses tonunu yava? yava? yükselterek:”Demek okul istemiyor da medrese istiyorsunuz. Oysa bu Millet okul istiyor. Şu zavalli milletin yakasini artik birakin da vatan evladi yeti?sin, yükselsin. Medreseler asla açilmayacaktir, hocam. Bunu böyle bilesiniz. E?er kendi ?ahsimizdan, kendi hayatinizdan, kendi mai?etiniz­den endi?e ediyorsaniz buna imkân yoktur. Siz ibadetle me?gul olunuz. Böyle ?eyler dü?ünmekte mana yoktur. Bu bir kanundur. Bu, kanunu yapanlar sizden daha alimdirler” ?eklinde tepkisini göstermi?tir.

 

Medrese olayi Atatürk`ü bir hayli tedirgin etmi?ti. Bir takim gizli faaliyetlerin oldu?unu dü?ünen Atatürk, Rize`den ayrilip Gire­sun`a do?ru yol aldi?i sirada, devrin Ba?bakani ?smet Pa?a`ya ?ifreli bir tel çeker

 

Caddenin adini Atatürk de?il, Cumhuriyet olmasini istedi

Atatürk, Rize`ye geli?i dolayisiyla trafi?e açilan caddenin adina “Atatürk” adinin verilmesine kar?i çikarak, caddenin adinin “Cumhu­riyet”  olmasini istemi?, böylece her yapti?ini halkina ve kurdu?u Cum­huriyete adadi?ini bu davrani?i ile bir kez daha kanitlami?tir.

 

Eski hükümet binasinin biti?i?i Şevket`in kahvesi idi. Şevket "Ya?asin gözümün bebe?i" diyerek ba?irdi. Millet alki?ladi. Sa?a sola selam vermek suretiyle Belediye binasina gitti. Belediyede biraz oturduktan sonra ak?amin yakla?masi hasebiyle iskeleden kayikla ve ayni heyecani veren merasim ile Müftü mahalle­sindeki Mataracizâde Mehmet Efendinin evine gittiler. O gece sabah­lara kadar sokaklar ve hele hükümet binasinin önü mumlarla ve yaki­lan gazli paçavralarla aydinlatildi. Limandaki harp gemileri de elektrik donanimlarini yaktilar. Bunlardan Hamidiye Zirhlisi ay çikincaya kadar projektörünü Mehmet Efendinin evine tevcih ve teksif etti. Mataraci Mehmet Efendi, bu müstesna misafire Rusya’dan satin aldi?i kalpa?ini hediye eder. Atatürk, ?stanbul’a dönünce kalpakla çektirdi?i foto?rafi imzalayarak o günün anisina Mehmet Efendi’ye gönderir. Bu foto?raf halen Rize’de Atatürk Müzesi’ne dönü?türülen Mataraci Mehmet Efendi’nin evinde sergilenmektedir.

 

Tor­pido da kasabanin di?er yerlerini aydinlatti. Mehmet Mataraci, Rize Kuvva-i Milliye Reisi idi. Bir gece orada kaldiktan sonra yine harp gemisi ile Rize`den ayrildilar.

 

Atatürk: Cumhuriyette angarya diye bir ?ey yoktur

O günkü Rize`nin yollarini be?enen Atatürk, Vali Mehmet Hur?it Bey’e bu yollari nasil yaptirdi?ini sorar. Vali de gururlanarak “imece ile yap­tirdim”  diye kar?ilik verince, Atatürk valiye döner ve: “Siz corvee nedir bilir misiniz? Bilmiyorsaniz söyleyeyim. An­garya demektir. Şunu da bilmeniz gerekir ki kanunsuz hiçbir vatanda?i i?gal edemez, onu çali?maya zorlayamazsiniz. Cumhuriyette angarya diye bir ?ey yoktur der.  

 

Mustafa Kemal Atatürk ve Rizeliler

Atatürk’ün Rize ve Rizelilerle tani?ikli?i çok eskilere dayanir. Kurtulu? sava?i yillarinda Kuvayi Milliyecilere takalariyla silah ta?iyan denizci Laz u?aklari Atütürk’ün takdirini kazanmi?tir. Milli mücadelede büyük yararliliklar gösteren kahramanlardan adini bir çirpida sayabilece?imiz ?psiz Recep, Ketencio?lu Yakup, Dursun Kaptan, Metozade Hüseyin, Mataraci Mehmet Efendi, Tuzcuo?lu Halit A?a ve Şahino?lu Osman Kahya’nin yani sira pek çok da isimsiz kahraman yer almaktadir.

Bi tüfe?um bi da ben...

?stanbul’da sava? yillari. Birinci dünya sava?inda galip gelen ?ngiliz, Fransiz, ?talyan ve Yunanlilar ?stanbul’u i?gal etmi?tir. Türk’ün ate?le imtihan edildi?i bu zor dönemde ekmek karneyle da?itilmaktadir. Ancak ?stanbul’da biri vardir ki, milli mücadelecilere karnesiz ekmek sa?lamaktadir. Bu ki?i cesaretiyle Atatürk’ün dikkatini çekmeyi ba?aran Rizeli Mataraci Mehmet Efendi’dir. Atatürk, bir gün bu yürekli laz u?a?ini yanina ça?irir. Bir süre muhabbet ettikten sonra can alici soruyu sorar: “Yarin cepheye gitsek, kaç ki?iyle gelirsin?” Mataraci Mehmet Efendi, Rizeliye has keskin zekasini ve ?ivesini konu?turarak “Bi tufe?um, bi da ben senun emrundeyiz pa?am” der. 

 

Tilkinin pazarda i?i yoktur

Kurtulu? sava?i yillarinda çetesiyle birlikte destanla?an bir di?er isim de ?psiz Recep Reis’dir. Kuvay-i Milliye’ye asker ve silah ta?imasiyla kahramanla?an Recep Reis, Atatürk tarafindan vatana olan hizmetlerinden dolayi ödüllendirilmek istenmi?, ancak vatan a?ki a?ir basti?indan parayi kabul etmemi?tir. Grubuyla birlikte mücadelesini Sakarya dolaylarinda sürdüren Rizeli Recep Reis, siyasete girmesini isteyenlere “Biz i?imizi tamamladik efendiler. Sava?ta dik duran ba?imizi siyasette e?meyiz. Tilkinin pazarda i?i yoktur” ?eklinde cevap verir. 

 

Atatürk 1923’de Rizeli oldu

Kurtulu? sava?i boyunca Anadolu’nun muhtelif bölgelerinde sava?an ve milli mücadelenin ba?ariya ula?masinda katkilari olan Rizeliler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder M. Kemal Atatük’e hem?ehrilik teklifinde bulunur. Atatürk, bu teklifi 20 Nisan 1923’te Rize Livasi ?dare Meclisi üyelerinden Hüseyin Bey ile arkada?larina gönderdi?i bir yaziyla kabul etti?ini bildirir. 29 Nisan 1923 tarihli Hakimiyet-i Milliye Gazetesi ve Yenigün Mecmuasinda haber olarak yer alan geli?me, genç Türkiye Cumhuriyeti’nde büyük yanki uyandirir.  .

 

Atatürk, TBMM Kürsüsünde Rize’den çekilen teli okudu

TBMM’sine üç millet­vekili tarafindan hazirlanan ve Rize Milletvekili Osman Özgen tarafin­dan da desteklenen, Atatürk`ün ekarte edilmesine yönelik bir önergeye verilmi?tir. Rize halki büyük tepki göstermi?, çekti?i bir protesto telgrafi ile olayi lanetlemi?tir. Bu önergeye göre milletvekili olabilmek için, bir ilde be? yildan fazla de­vamli oturmak ve do?um yeri o günkü Türkiye sinirlari içinde olmak gerekiyordu. Bu önerge do?rudan do?ruya Atatürk`ün milletvekilli?inden dü?ürülmesini hedef­lemekteydi. Atatürk,  2 Aralik 1922 tarihinde mecliste görü?ülen tasariya kar?i kendi ve halkin tepkisini özetle ?öyle dile getiriyordu: Do?um yerim bugünkü sinirlarimiz di?inda ise bunda benim hiçbir suçum yoktur. Be? yil sürekli bir yerde kalsaydim Mu? ve Bitlis`i dü?mandan geri ala­bilir miydim? Ben burada yalniz bir seçim bölgesinin, Rize`den bana çekti?i bir tel yazisini, oldu?u gibi sunmakla yetinece?im: Size ve sizinle birlikte çali?an de?erli arkada?lariniza kar?i sanca?imiz adina söz söyleyen ve aykiri görü? besleyen ve bizce hiçbir de?eri ve önemi ol­mayan milletvekillerini lanetleriz. O`nun Sanca?imizi  temsil etmek hakki da kal­mami?tir. Şu zamanda, yurt hainlerinin bile katilamayaca?i muhalifli?i ve kari?ti­ricili?i bize ö?ütleyen milletvekili Beyin,  görü?ünü benimseyecek bir tek ki?inin bile sanca?imizda bulunmadi?ini kivranarak saygilarimizla bilgilerinize sunariz.

 

Rizeliler’in hem?ehrisi M. Kemal Atatürk, Rize ile olan ili?kisini daha sonraki yillarda da sürdürerek milli günler ve önemli hadiselerde kutlama mesajlari gönderir. Çe?itli dönemlerde telgrafla haberle?ti?i isimler arasinda Mektupçu Behçet Tuzcu, Halkevi Ba?kani O?uz Bey, Mataraci Mehmet Efendi ve Rize Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti yöneticilerinden Lazzade Mustafa Efendi yer alir.  

 

YORUM GÖNDER

Yorum Yok

YORUMU GÖNDER
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

POPÜLER FOTO GALERİLER

POPÜLER VIDEO GALERİLER